Bu gecenin malzemeleri

Ocak 30, 2010

Uykum kaçtı yine..

Aklımda, yüreğimde

Neremde olduğunu bilmiyorum

Ağlanacak ne var ki şimdi?

—————— 0 ———————–

Çok üzgünüm.. Ve dalgın..

Yüreğimde senden kalan büyük bir yangın

Uzaktasın.. Uzaktayım..

Neyse aynı gök yüzüne bakıyoruz ya..

—————- 0 ————————-

Gözyaşlarını kaleminden akıtanlardanım

İçine kaleminden bir pencere açıp nefes aldıranlardan

Yangınını körüklemek ve söndürmek için aynı pencereyi kullananlardan..

—————— 0 ———————–

Saat üç otuz

Uyusam gelir misin rüyama?

Bu gün varız, yarın yokuz,

Sensiz anlam katabilir miyim hayata?

**

Yine melankolik havalar,

Hatice abla görse beni paralar.

Çok akıyor bu gece yaşlar,

Mendiller derman olmuyor ki..

————– 0 ——————

Şiir yazmayı beceremem

Her telden çalarım sadece.

Bu gece şair de olmadım

izlediğim film yüzünden belkide..

soruyorum size;

Ocak 28, 2010

 

“Onu eskisinden daha çok seviyorum. Ama çok kırgınım” (kadının biri)

İnsan mürşidine kırılır mı?

Nasif :’(

Ocak 16, 2010

Hata yapmak insanlar için değil mi?

Öyleyse neden bu kadar bozuluyor insan?

Bunun sebebi mahcubiyet mi herşeyi yapabilme düşüncesi mi?

Şimdi bir de tövbe olayı var..

Hiç mi pişman olmayacak insan?

Yoksa çok mu pişman olacak?

Yoksa en sonunda kafayı mı sıyıracak?

En azından o zaman “delidir ne yapsa yeridir” derler..

Hem onlar sorgudan da muhaflar..

Ne denir ki? :)

Aralık 19, 2009

Hacice; “Doğum günü çocuğu! Yaa abla varya çok şaşırıyorum. Sen şimdi yetişkin oldun deme ya!! 20 yaşına girdin! Sanki hala 18 yaşında gibisin. Yetişkin olduğuna inanamıyorum”..

 

 

Biliyor musun küçük kız sen “Sakarya” dedikçe kime seslendiğini?

Sakarya acaba duymakta mı sesini?

Rol mü yapıyorsun yoksa küçük kız? Kandırıyor musun bizi?

Yoksa sen de biliyor musun Sakaraya’nın çıktığı yokuşun sisini?

Biliyor musun kör olmayı, bir şey bilmeden biliyor sanılmayı?

Biliyor musun binbir başlı kartalı taşımanın acısını sadece bir kanarya ruhuyla?

Küçük kız!

Biliyor musun Sakarya olmanın acı veren bir sarhoşluk olduğunu?

Biliyor musun masum Anadolunun saf çocuğunun ızdırabını?

Doğru söyle rol mü kesiyorsun küçük kız?

Aynı akrebin kıskacında mı yoğruluyoruz?

Sana kim öğretti Sakarya’ya böyle seslenmeyi?

Var mı senin de bir yarabandın?

Hiç acıyan dizine dokunup da hem iyileştirip hem kanattı mı seni?

Hiç ameliyat etti mi narkozsuz?

Küçük kız.. Doğru söyle rol mü yapıyorsun? Kandırıyor musun bizi?

 

Seni görmem imkansız, imkansız, imkansız!!

Bu aralar sürekli video ekliyorum biliyorum ama ne yapayım dilimde tüy bitti. Söyledikçe canım yanıyor, yandıkça  kenetleniyor çenem.. Özledim diyorum.. Gel diyorum, geleyim diyorum.. Ama hep yerimde sayıyorum.. Zekai Tunca rüyasında görüyormuş.. Bende o da yok.. Bari bu gece hürmetine gözyaşım dua yerine geçsin.. Seni çok seviyorum. Öyle sarılıyorum ki içime sokarcasına.. Gözyaşlarımla yıkıyorum seni.. Seriliğinle gideriyorum hararetimi, ateşinle körüklüyorum yangınımı.. Çok özlüyorum.. Bugün hacılar şeytan taşlıyor.. Ben başımı hangi duvara vurayım?..

MİRKELAM HATIRALAR

Ekim 25, 2009

Çocukluğumda çok severdim Mirkelam’ı. Ablam gibi büyüyünce evlenmeyi düşünmeyecek kadar da gerçekçiydim.. Bu onun en güzel şarkılarından biri.. “Geçip giden uuuu, Zamanları uuuu, Bir yerlerde bulsam”

BENİ KUŞLARA VER

Ekim 16, 2009

Bırakmışım kendimi tevekküle

 Aşkına âşık bir maşuk

 Yanıp da bir gün dönersem küle

Su verir misin bir kaşık

Bütün karalar karanlıklar üstüme döküle

Eğer tutacaksan ışık

Mecnun’a olam köle

Yine aynı aşkına âşık

 Dolaştım diyar diyar

Bulamadım kendime yer

Kaldır beni ey yar

Kaldır da mahşere ser

 Bu hezeyandan beni kurtar

 Bu seyran özümü keser

 Beni bir battaniyeye sar

Sonra da kuşlara ver”

Emre ÖZBAY

Kızgın!!

Ekim 14, 2009

kizgin-kiz

Amaaann!! Bu ruh hali nasıl ifade edilir ki?

Dizilere kızgınım.

Gül ablaya, dış kapının mandalına kızgınım..

İnternete kızgınım.

Facebook’a kızgınım.

Dersimi son geceye bıraktığım için kendime kızgınım.

Bizim Orijinal kızlara kızgınım.

Öff daha çok var.. Boşver gitsin..

Giderse tabii..

 

Ne Eşekmiş Ama..

Eylül 14, 2009

Blogu ilk açtığım dönemlerde “Resmi Sen Yorumla” diye bir kategorim vardı. Şimdi de var ama içi pek doldurulmuyordu uzun zamandır. İşte o kategoriye eklediğim bir resim vardı. Babam sürekli önüne çöp dökülen bir duvarın üzerine bu resimi yapıştırmış, altına da “Buraya çöp döken eşektir!” yazmıştı..

Ben de resmi çok beğenmiş ve bloguma eklemiştim.. Aradan uzuuuun zaman geçti. Ama şimdilerde bile ne zaman blog istatistiklerine baksam, o eşekli yazı okunmuş veya resme bakılmış.. Oraya da çoğunluk Google’dan “eşek” veya “eşek resmi” diye arama yaparak gelmiş..

Şimdi, yararlı veya yararsız olduğu tartışılabilecek bir sürü yazı olan bu blogda en çok okunan yazının “Nasıl Ama” başlıklı eşek resimli yazı olduğuna mı üzüleyim, insanların blogumu eşek resmi ararken bulduklarına mı?

Bir de anlamadığım bu insanların neden eşek resmi aradıkları.. Onlar da “Buraya çöp atan eşektir” yazacakları bir duvara resim mi arıyorlar acaba?