Nesiye
“Yak sultanım derken nurunla demeyi unutmuşum!…”
(Merve :))
Bu hafta Şeyma Merve ablaya iki tane japon balığı almış. ikisi aynı odada kalıyorlar ya Merve abla balığa bakacak Şeyma abla da sevecekmiş, ondan almış yani..
Şimdi problem balıkların neyin içine konulacağı. Yuvarlak bir fanus almaya karar verdiler. Şeyma abla araştırma yapmış internetten; yuvarlak fanus içinde kalan balıklar Stres yapıp erken ölüyorlarmış..
O zaman biz de kandimizi birer balık olarak görürsek, bu dünya da yuvarlak olduğuna göre…
not defterlerime ders dinlerken çizklerimden sadece bir tanesi.
Farkettim de Kabe kendisini unutmama izin vermiyor.
Çok süper çizdiğim için değil, içimdekileri kağıda yazarak aktarmaktan korktuğum için çizdim bu resimi. Şimdi; kimimiz bu insanları secdede, kimimiz ayakta, kimimiz de dönerken görecek.
Benim hissettiğim mi? Ben bile bilmiyorum. Anlayan varsa ne hissettiğimi söylesin.
Herkez ödev yapıyordu bilgisayarlarda o yüzden ben de kağıda yazayım dedim önce, hazır aklıma birşeyler gelmişken ve paylaşmak istediklerim henüz tazeyken..
Daha birkaç saniye önce çok ilginç birşey oldu. Eve döndüğümden beri içimi sıkan şeyler gitti. Birden kendimi çok mutlu hissettim. Kendi kendime: “Allah Allah neden mutlu oldum ki şimdi?” diye sordum. içimden bir ses “mutlu olmam gerekiyor galiba” dedi ve devam etti, “kızlar terası yıkamışlar, akşam yemeğinde en sevdiğim yemek olan mantı yiyeceğiz hem de terasta. Kulağımda en sevdiğim müzik, etrafımda en sevdiği insanlar ve kalbimde AŞKIM…
Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle ortalıkta dolaşmaktan başka yapacağım birşey yok..
MUTLU OLUN YAA!!
Hani vakit nakittir derler ya.. Eğer öyle ise ben çok pintiyim herhalde..
Normal şartlarda diğer arkadaşlarımın arayıp da bulamadıkları geniş bir zaman hazinem var. Bunu ben de onlar gibi sabırsızlıkla bekledim ve sonunda ulaştım. Ama dediğim gibi ben pinti oldum yaaa!
Zamanım avuçlarımda tutmaya çalıştığım bir miktar su gibi. Onu ne yapacağımı bilmiyorum.
Ne kana kana içiyorum hazır dilim damağım kurumuşken, ne de saklayabiliyorum.
Ve damla damla dökülüyor parmaklarımın arasından.. Tutamıyorum!!
Sadece oraya buraya koşup duruyorum ne yapacağımı bilmeden..
Bu gidişle elimde kalan tek ıslaklık tuzlu su olacak gibi…
Hureyre Diyor ki:
Güçlü bir karaktere sahipsin…
Ekim 24, 2007 8:41 pm eBirkaç günlük tanışmışlığımıza dayanarak(daha öncelerini saymıyorum) bu resimde sen varsın diye düşündüm bir an.
***
Bir başka bakış açılısyla baktığımda; şu buzullar olmasaydı, o incecik yol nasıl bulunurdu? Orada yaşayan canlıların nasıl buzlara ihtiyacı varsa bizimde o yola ihtiyacımız var diye düşünüyorum…
kadriye Diyor ki:
Ekim 24, 2007 9:35 pm eÖncelikle teşekkür ederim hureyre. Ama sende çok iyi biliyorsun ki büyüklerimin ben yönlendirdiği yerde tanıştığım kişiler sayesinde böyleyim. Ve tabi ailemi de unutmamam gerekir. Güçlü olmak herşeyi sırtlanmak değil, karşılayıp bundan ders çıkartmaktır bence. Herşeye Allah’tan geldi düşüncesiyle bakmayı öğretenlerden dünyada ve ahirette ayrılmamak dileğiyle.
***
İkinci yorumuna gelince; dediğin gibi hayatımızda ki buzlar olamasa yolumuzu nasıl buluruz?? Aslında hiiiiç sevmediğimiz bu buzlar bizim yolumuzu bulmamızı sağlıyor. Dini yaşama konusunda herzaman karşımıza çıkan engeller bile. Bazen bu buzlar fakirlik, zenginlik, yanlızlık gibi bizleri donduran buzlar olsa da; buz eninde sonunda eriyen bir şey. Ama bu dünyada ama ahirette. Ama zahiri ama gizli. Mutlaka bir gün eriyecek.
(Bunları yazarken sizi düşündüm Hilal ve Hatice abla…)
Hatice Diyor ki:
Ocak 31, 2008 9:10 am ekarmaşa içinde yönünü bulmaya ve ardından gelenler için bir iz bırakmaya çalışmak.
kimi zaman hızla yol almak, kimi zaman durmak.
bazen büyük engellerle boğuşup kazanmak, bazen küçücük taşlara takılıp yuvarlanmak.
ölümü sevmeye uğraşırken yaşama sevincini kaybetmek. bununla beraber nefes alıp veriyorsan yaşama bir yerinden tutunmak zorunda olduğunu anlamak.
yaşamak..
senyorumla Diyor ki:
Ocak 31, 2008 1:52 pm esadce gözlerim doluyor sözlerine.. diyecek birşey bulamıyorum. tutunmak zorundayız…